Pandemi kadınların yükünü daha da artırdı

Pandemi sürecinde kadınların ailedeki yüklerinin çok arttığına dikkat çeken uzmanlar, bu durumun travmalara ve tükenmişlik sendromuna yol açtığını vurguluyor.

SAĞLIK 8.03.2021 04:21:00 2147
Pandemi kadınların yükünü daha da artırdı

Pandemi sürecinde kadınların ailedeki yüklerinin çok arttığına dikkat çeken uzmanlar, bu durumun travmalara ve tükenmişlik sendromuna yol açtığını vurguluyor. Uzmanlar, “Kadınlara yüklenen fazla sorumluluklar kaygı düzeyini arttırmakta, strese yol açmakta ve uzun süreli kronik stres ve kaygı hali de psikolojik sorunlara dönüşebilmektedir” uyarısında bulunuyor. Bu dönemde görev ve sorumlulukların paylaşılmasını tavsiye eden uzmanlar, kadınların yaşadığı travmaların toplumu da etkileyerek “Toplumsal radyoaktivite”ye yol açabileceğinin altını çiziyor.  
 

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi’nden, Uzman Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde pandemi sürecinde kadın olmayı ve bu dönemin kadınlar üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
 

Pandemi travmatik bir hal aldı
Pandemi sürecinin hayatın doğal akışını bozduğunu aktaran Selvinaz Çınar Parlak,  insanların yaşamlarını büyük oranda evlerinde sürdürmek durumunda kaldığını hatırlattı. Bu süreçte aile sisteminin doğal akışının da bozulduğunu söyleyen Selvinaz Çınar Parlak, “Aileler üzerindeki hem psikolojik hem de fiziksel yük artarak strese neden olmaktadır ve bu uzun süreli stres oldukça ciddi travmatik bir süreç haline gelebilmektedir” dedi. 

 

Günlük yaşamın yükü kadınlarda kaldı
Aile sisteminde “bakım verme” rolünün daha çok kadına atfedildiğini anlatan Uzman Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, özellikle ataerkil toplumlarda ailenin bakım vereninin anne olduğunu söyledi. Kadınların yeterince desteklendiklerinde bakım veren rolünde oldukça olumlu deneyimler ve güçlü duygular yaşayabildiğini belirten Selvinaz Çınar Parlak, şöyle devam etti: “Ancak pandemi sürecinde aileler sosyal izolasyon ve desteğin azalması,  meslek hayatının olumsuz etkilenmesi, maddi sıkıntılar gibi birçok güçlükle karşı karşıya kaldılar. Çocukların eğitimlerinin aksaması, yaşam tarzı ve alışkanlıklarının büyük ölçüde değişmesi, pek çok ek sorumluluk ve yükleri beraberinde getirdi. Günlük yaşamı organize etmekteki zorluk ve yüklerin, büyük oranda kadınlar ve annelerde kaldığını görmekteyiz.” 

 

Kadının yaşadığı travma aileyi etkiler
Taşıyabileceğinden fazla sorumluluk ile karşı karşıya kalmanın kadınların kaygı düzeylerini artırdığını aktaran Selvinaz Çınar Parlak, bu süreçte çiftlerin iletişiminin ve sorumlulukları eşit paylaşmalarının her zamankinden daha da önemli bir hale geldiğini söyledi.
Uzman Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, şu uyarılarda bulundu: “Kadınlara yüklenen fazla sorumluluklar kaygı düzeyini arttırmakta, strese yol açmakta ve uzun süreli kronik stres ve kaygı hali de psikolojik sorunlara dönüşebilmektedir. Tükenmişlik sendromu, depresyon ve kaygı bozuklukları uzun süreli ve kronik stres sonucu ortaya çıkabilmektedir. Bu süreçte kadınların yüklerinin arttığı ve stres yaşadıkları evlerde pandemi, travmatik bir sürece dönüşmektedir ve kadının yaşadığı travma etkisi tüm aileyi kaçınılmaz olarak etkileyecektir.” 

 

Toplumsal radyoaktivite yaşanabilir
Pandemi koşullarının aile üzerinde yarattığı stresin aile içi iletişimi bozduğunu ifade eden Selvinaz Çınar Parlak, ebeveynlerin psikolojik sağlığının da olumsuz etkilendiğini dile getirdi. Bu durumun aile sistemini olumsuz etkileyecek kalıcı sorunlara yol açabildiğini anlatan

Selvinaz Çınar Parlak, şöyle devam etti: 
“Pandemi sürecinde aile içi şiddetin arttığını, çocuklarda istismar oranlarında artış olduğu ve boşanma oranlarının da hızla artışa geçtiği bildirilmektedir. Anne ruhsal açıdan kötüleştiğinde çocuklara gereken duygusal desteği veremeyecektir, bu zorlu süreçte duygusal destek alamamış çocuklar da travmatize olacaktır.  Aile sisteminde özellikle bakım veren anne ya da baba psikolojik olarak hastalandığında diğer aile üyeleri de bu durumdan olumsuz etkilenmekte ve uzun süreli kronik sorunlara yol açabilmektedir. Böylece toplumsal ruh sağlığı da olumsuz etkilenmektedir.  Bu durumları Yolanda Gampel, 2009 yılında “radyoaktivite”  kavramı ile adlandırmıştır.” 

 

Zorlu koşulların travmaları nesiller boyu sürebilir
Annenin yaşadığı stres ve travmatik izlerin çocuğun da ruhsallığında derin yaralara yol açtığını aktaran Selvinaz Çınar Parlak, savaş dönemlerinde ve zorlu koşullarda yaşanan travmaların bıraktığı izlerin nesiller boyu etkili olabildiğini söyledi.
Radyoaktivite kavramının, aile içinde yaşanan travmanın bulaşma ve yayılma gücünü ifade ettiğini söyleyen Selvinaz Çınar Parlak, “Bir anne ruhsal sorunlar yaşadığında çocukları da etkilenir ve bir aile travmatize oluyorsa bundan nesiller boyu kuşaklar etkilenebilir, aynı zamanda toplumsal sorunlara yol açar. Toplumsal ruh sağlığımızı korumak ve sağlıklı çocuklar yetiştirmek için kadınları ve anneleri güçlendirmek önceliğimiz olmalıdır. Annenin ruh sağlığı son derece önemlidir ve mutlaka dikkate alınmalıdır” dedi. 

 

Çocukların bakımı eşit oranda paylaşılmalı
Çocuklara bakım verme yükünün ebeveynlerce eşit oranda paylaşılması gerektiğini ifade eden Selvinaz Çınar Parlak, kadınlara, kendilerine kişisel zaman ayırabilmeleri konusunda destek olunması gerektiğini de söyledi. Selvinaz  Çınar Parlak diğer önerilerini şöyle sıraladı: “Bakım yüklerinin ve ev içi sorumlulukların paylaşılmasına olanak sağlanmalıdır, aile bir bütün olarak sorumlulukları paylaşmalıdır. Pandeminin yarattığı olumsuz durumlarda sosyal destek alabileceği kamu kurum ve kuruluşlardan yardım talep etmelidirler. Aileler, çocuklar ve kadınlar için sosyal hizmet olanakları daha aktif hale gelmelidir. Kadınların ev ve aile içi sorumlukları ile artan yükleri konusunda destek alabilecekleri hizmet olanakları ve yararlanabilecekleri kamu hizmetleri oluşturulmalıdır.” 

 

Kadınlara yeni toplumsal sistemler gerekiyor
Annelik ve babalık işlevlerinin de iyi yapılandırılması gerektiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, kadınların ve çocukların fiziksel ihtiyaçlarının karşılanması kadar ruhsal ihtiyaçlarının karşılanmasının da önemli olduğunu dile getirerek sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu süreçte babaların, çocuklarının ruhsal süreçleri hakkında ciddiyetle bilgilendirilmesi ve süreci destekleme çalışmalarına katılımı için destekleyici çalışmaların yapılması gerekmektedir. Kadınların güçlendirilmesi ailenin sağlığı açısından çok derece önemlidir. Yardıma ihtiyaç duyan kadınların taleplerini karşılayacak toplumsal sistemler gereklidir. Ailelerin farkındalığı için psikoeğitimler ve psikolojik destek mekanizmaları gerekmektedir. Stres altında olan tüm kadınlar ertelemeden psikolojik destek hizmetlerinden yararlanmalıdır. “

  • BIST 100

    14200,54%-0,68
  • DOLAR

    42,71% 0,04
  • EURO

    50,32% 0,25
  • GRAM ALTIN

    5905,66% -0,04
  • Ç. ALTIN

    9522,21% -0,18

HABERLER

Akran Nezaketi Zirvesi Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde yapıldı!

Yapay zekadan dost olmaz!

Çocuklarda Ağız Sağlığı ve Psikososyal Gelişim: “Gülüşün Özgüveni” Bilinci Güçleniyor

LÖSEV’DEN ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLAMASI

LÖSEV Umut Tüneli İle Farkındalık Yaratmaya Devam Ediyor Umut Varsa İyileşme De Var

Tarihi Şişli Tiyatrosu’ndan sanata destek: Sahne kirasını yarıya indirdi

Edremit Belediyesi yağışlara karşı 7/24 çalışıyor

Bebek ve Çocuklarda Göz Sulanması Tedavisi

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK GİRİŞİMCİLİK ETKİNLİĞİNDE 1,74 MİLYAR TL’Yİ AŞAN ÖDÜL VE YATIRIM AÇIKLANDI

TÜSEB Sağlık Teknolojileri Prestij Ödülü Atabay’ın Oldu

“AİLE İÇİNDE SAĞLIKLI İLETİŞİM” TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

BÜYÜKŞEHİR’DEN ENGELSİZ YAŞAMA “AKÜLÜ TEKERLEKLİ SANDALYE DESTEĞİ”

Başkan Kocaman Çalışmaları Yerinde İnceledi

TEKİRDAĞ, KADIN DOSTU KENT OLMA YOLUNDAKİ ADIMLARINI GÜÇLENDİRİYOR

Çayeli Bakır’ın ‘Arıcılığı Geliştirme Projesi’ne, Toplumsal Fayda Ödülü

Çarşamba 12.8 ° / 8.6 °
Perşembe 12.3 ° / 8.3 °
Cuma 13 ° / 8.3 °